erken bi yeni yıl yazısı olsun bu....son bi kaç yıldır hatırlamıyorum sanırım -ohh bu yıl çok iyi geçti darısı önümüzdekine- diyip 10 dan geri saydığımı....sanırım diyenide görmedim uzun zamandır etrafımda...hep geride bırakılan yıla yağdırılan lanetler...sövülen sözler ....beter ol.. gittiğin yerden döneme-ler....bu yıl herşey harika olucaklar....ve kendimizi deiştiremediğimiz sürece önümüzde yine koskocaman bi umutla başlayan... kirletilmeye... u-mutsuzlaştırılmaya hazır yepyeni günler.. haftalar.. adı deişen ,yazısı deişen ama sayemizde yazgısı deişmeyen zamanlar...
...aksini yapabildiğimi asla idda etmiyorum... mazallah yeniyıla çarpılıp girmek istemiyorum :) bende sizdenim korkmayın :) ...ama şimdi farkediyorum.. o bitsin gitsin die hevesle ondan geriye saydığım eskiyen yıllara dönmek için herşeyimi verirdim şuan...yanımda bi sarışın karşımda kıvırcık bi adam ..masamızda yemekler...etrafımızda sevdiğimiz dostlar..dilimizde şarkılar türküler..zamanın sevdiğimiz herşeyi bi anıya dönüştürmeden önceki günlerimize...zaman aşımına uğratmadığı sevgilerimize dönmek için bütün oyuncaklarımı... incik boncuklarımı... kilimlerimi ...halılarımı ...rengarenk saçboyalarımı... tango ayakkabılarımı ...herşeyimi verirdim....
yeni yıla girerken ardımda bıraktığım şeyler benim bi parçam olduğunda o yılın yeniliği benim için anlamsızlaşıyo...benimle beraber sevdiğim herkes olduğu yerde olduğum zamanda yanımda girsin istiyorum o yıla...istanbula ankaraya yada dier şehirlere dökülmek ...içimi benden alıyo...sesimi kısıyo...burnumu akıtıyo...gözlerim şişiyo sonra ağlıyo...tabiki gözlerim ağlıyo ben ağlamıyorum :S..benim gözüme bişi kaçıyo......
..diyorumki bu yıl benden hep çok sevdiklerimi aldı...şımarıklık yapmıyorum ...şükretmeyi biliyorum ama aldı ....kimini melek yaptı... kiminin yollarını ayırdı...zor bi yıl oldu...çok zor bi yıl belkide uzun zamandır bukadar zor olmamıştı hiç bi yıl....içinde bi çok güzelliği barındıran ...bi çok güzel ve özel insanı hayatıma katan.... bana katan.... zor bi yıl....ama birlikte bi yıl...her sıkıntıyı yeniden yaşamak zorunda kalıcamı bilsemde geri dönermisin deseler olur dicem bi yıl....yeni yılın beni aynı evde bida buluşturamıcaa bi çok insanın bende kalmasını sağlayan bi yıl .....10...9....8....7..........6.........5....4...3........2.....1 hadii geri saydığımda 2012 bbir ocaa döndür beni dünyaaaaaaa......
28 Aralık 2013 Cumartesi
16 Eylül 2013 Pazartesi
kısacık bi yazı işte...
yaşanan onca sıkıntı..ayrılıklar...ağlamalar....kızgınlıklar..kırgınlıklar..hepsi boşa ölümün yanında...hiç önemi yok ne yaşandı ne bitti... neden bu duruma gelindi..herşey geçer...herşey unutulur...nerde olmak istiyosan..kimin yanında...zaman kaybetme....git ve söyle...biraz kavga edersiniz...biraz ağlar....belki biraz daha birbirinizi kırar...daha fazlası diil ama....hey insanoğlı bu dünyada ölüm var.....
5 Eylül 2013 Perşembe
9.30.....
meleklerden işaret beklerken öyle kaptırmışızki kendımızı ....anlayamamışız bi kuşun kanadından kopartılarak bize gönderilen işaretlerden hayır gelmiceni...öyle istemişizki inanmayı bişeyi kırk kere söyleyince olucana..dilimizde tüy bitmiş.....ama olduramadıklarımız bitmemiş...
uyanmayı reddettiğim bi sabah var önümde....saatin 09.30 u göstermesini istemediğim....hadi!!!! her kimsen... her nerdeysen ....şimdi ....şimdi bul o zaman makinasını dediğim....kopucaksa kıyamet yarın kopsun istediğim...bi sabah var diyorum günün aydın olamıcanı adım gibi bildiğim....ucunda ölümün olmadığını söyleselerde ucunu göremeden ortalarında biyerlerde sıkıştığımı hissettiğim....
dedim ya meleklerden işaret beklerken öyle kaptırmışızki kendımızı bütün insanların içini temizleyebilirz sanmışız....hafızalarını silebilir yada unuttuklarını tekrar hatırlatabilir.....
uyanmayı reddettiğim bi sabah var önümde.....gözümü yummadığım sürece bilsem güneşin dooğmıcanı ......bida gözümü kapatmıcaam bi gece var önümde...nefesimi alınmaz kılan...aldığımı vermemi zorlaştıran....
muş gibi yapmak ve miş gibi davranmaktan yoruldum...oluruna bırakmaktan korkar oldum...çok hızlı geçiyo günler bu sıralar yakalayamıyorum....
13 Ağustos 2013 Salı
ne diyim ne yazıyım bilemiyorum...
Ne diyim ne yazıyım
bilmiyorum..aslında istiyorumki içimi ters yüz yapıyım gösteriyim..alın diyim
bu kalbim birleştirin birleştirebilirseniz…
sadece duramıyorum bişeyler söylemek istiyorum…insan bu kırılıyo ya elimin dilimin
ayarı kaçar diye korkuyorum….ben benden uzaklaşır kırgınlığıma yenik düşer elim dilim çirkinleşir die korkuyorum..ama duramıyorum diyorum ya….bi iyi niyet
arıyorum biyerlerden… bulsam rahatlarım diyorum …..bulamıyorum…bi sussam
ağlamasam unuturum diyorum susamıyorum…içim konservatuara yeni girmiş bi kız
çocuu..dışım otuziki yaşında bi kadın..ikisi arasında fark yok hala ikiside çok
kırılgan diyorum…yiğidi öldürmeyi anlıyorum..ama hiç mi hakkı yok diyorum ….onu tanıyan
tanımayan binlerce insanın önüne ismi cismiyle atılırken.. tanıdığı yada
tanımadığı belkide onu sahnede hiç izlememiş olan insanların... yazık diilmiydi diyorum…kelimeden kelimeye cümleden cümleye fark var ...söylemden söyleme can var...başka kelimeler yanyana gelemezmiydi diyorum....başka bi fark arıyorum...tadı damakta kalan işte bizim bildiğimiz inandığımız olan...içinde biraz duygu barındıran biraz insan olan biraz anlayan...ne diyim ne yazıyım bilmiyorum..kelimelerim var can yakmak isteyen kendime batırıyorum.... üzüldüğümle ..ağladığımla kalıyorum....
28 Temmuz 2013 Pazar
hoşçakal.....
sabah sabah Cem Karaca -Ömrüm dinleyip ağlayarak güne başlamak die bişey de var bu dünyada....ve karşında duran gitara öylece bakmak...bütün zamanları yeniden anmak....içi hatıralarla dolu odadaki kokuyu tekrar tekrar içine çekmek ve yavaş yavaş bu evle vedalaşmak die bişey bile var artık benim hayatımda...
bazen onca şeyi ardında bırakmanın yada bıraktığını sanmanın başka bi yoludur şehrini terkedemiyosan evini terketmek...yeni bi ev yeniden yazılıcak hatıraların habercisi gibi gelir bazen insana ..içten içe bilsede içindeki herşeyi taşıcanı o eve...yinede yerleşik bi düzeni bozmak gözün gördüğü anıları yok etmek gibidir...koltuktan iz silinir...duvardan resimler indirilir....havluların yeri deişir...tabakların düzeni deişir...aylardır yerlerinden oynatmaya kıyamadığın kazak.. küpe.. saat.. parfüm.. toka.. ütümasası... saç fırçası...gözünü gönlünü acıtttığını bile bile kımıldatamadığın hernevarsa hatıralarla birlikte havalanmasını özgürlüklerine kavuşmasını belki seni de ruhunu da özgürlüğe kavuşturmasını ummaktır taşınmak....baktığın heryerde ağlıcak bişi bulmamak istemektir ...acını... çocukluğunu...anılarını herşeyi içinde biriktirmektir...ancak içinin seni acıtmasıdır taşınmak...bütün izleri yoksaymaktır.....yok saymaya çalışmaktır...hafızanı silemiyosan gözünün gördüğünü deiştirmektir bi yerden hayata tutunmaya çalışmaktır...herşeyi eskiden olduğu gibi güzel hatırlamak için içinde çığlıklar yükselen bi evi terketmektir taşınmak....biliyorum kendini kandırmaya çalışmaktır taşınmak....
yaklaşık beş yıldır buralardayım...hiç eşya olmadan şişme tek kişilik bi yatağın üstünde aruzyla başladı ev maceramız....sonra serkan geldi yanımıza. ardından koltuklar :).. özgün ve zeynep......ve yine ilk serkanla arzu çıktılar bu evden ...çok güzel anılar birikti bu evde..çok güzel şarkılar söylendi çok kahkahalar atıldı...keyifle dostlarla içildi.....ama sonrası meçhul ilk kimin gittiği....ilk zeynep mi terketti özgünmü benmi bilemiyorum bu evi...anlıyoki insan içinden çıkmadan da terkedebilir bi evi ....ama bu şehri ilk zeyenp terketti ..ardından özgün gitti....madem şehri terkedemiyorum benimde bu evden gitme vaktim geldi.....hoşçakal....her ne yaşandıysa içinde orda kal......
bazen onca şeyi ardında bırakmanın yada bıraktığını sanmanın başka bi yoludur şehrini terkedemiyosan evini terketmek...yeni bi ev yeniden yazılıcak hatıraların habercisi gibi gelir bazen insana ..içten içe bilsede içindeki herşeyi taşıcanı o eve...yinede yerleşik bi düzeni bozmak gözün gördüğü anıları yok etmek gibidir...koltuktan iz silinir...duvardan resimler indirilir....havluların yeri deişir...tabakların düzeni deişir...aylardır yerlerinden oynatmaya kıyamadığın kazak.. küpe.. saat.. parfüm.. toka.. ütümasası... saç fırçası...gözünü gönlünü acıtttığını bile bile kımıldatamadığın hernevarsa hatıralarla birlikte havalanmasını özgürlüklerine kavuşmasını belki seni de ruhunu da özgürlüğe kavuşturmasını ummaktır taşınmak....baktığın heryerde ağlıcak bişi bulmamak istemektir ...acını... çocukluğunu...anılarını herşeyi içinde biriktirmektir...ancak içinin seni acıtmasıdır taşınmak...bütün izleri yoksaymaktır.....yok saymaya çalışmaktır...hafızanı silemiyosan gözünün gördüğünü deiştirmektir bi yerden hayata tutunmaya çalışmaktır...herşeyi eskiden olduğu gibi güzel hatırlamak için içinde çığlıklar yükselen bi evi terketmektir taşınmak....biliyorum kendini kandırmaya çalışmaktır taşınmak....
yaklaşık beş yıldır buralardayım...hiç eşya olmadan şişme tek kişilik bi yatağın üstünde aruzyla başladı ev maceramız....sonra serkan geldi yanımıza. ardından koltuklar :).. özgün ve zeynep......ve yine ilk serkanla arzu çıktılar bu evden ...çok güzel anılar birikti bu evde..çok güzel şarkılar söylendi çok kahkahalar atıldı...keyifle dostlarla içildi.....ama sonrası meçhul ilk kimin gittiği....ilk zeynep mi terketti özgünmü benmi bilemiyorum bu evi...anlıyoki insan içinden çıkmadan da terkedebilir bi evi ....ama bu şehri ilk zeyenp terketti ..ardından özgün gitti....madem şehri terkedemiyorum benimde bu evden gitme vaktim geldi.....hoşçakal....her ne yaşandıysa içinde orda kal......
7 Temmuz 2013 Pazar
bi rüzgar esti herşey deişti....
su gibi berraktı kadın...aydan daha parlak...yakamoz utanırdı onu görünce..minicik elleri vardı...aksine bi okadar büyük yüreği....altın sarısı saçları ışık saçardı etrafına...gök kubbeden maviydi gözleri....bi gülümsedimi ömürden ömür giderdi....kimbilir belkide bi gülüşü bi ömre bedeldi..ait olduğu kalbi bilenler kıskanmadan edemedi....
kömürden karaydı adam....kaşı gözü simsiyah..sevdimi simsiyah severdi....siyah kadar yoğun siyah kadar net.....yol yol dolanır, kalbine akardı sesi sözü insanın....bi kolye gibi doladımı o saçlarını boynuna ömür boyu taşımak isterdi insan o mücevheri...düştümü yollara bi bakan bidaha bakardı ....ait olduğu kalbi bilenler kıskanmadan edemedi....
birlikte bi dünya kurmuşlardı.....bu dünyaya ait diildi ne adam ne kadın ........bi rüzgar esti herşey deişti.....
kömürden karaydı adam....kaşı gözü simsiyah..sevdimi simsiyah severdi....siyah kadar yoğun siyah kadar net.....yol yol dolanır, kalbine akardı sesi sözü insanın....bi kolye gibi doladımı o saçlarını boynuna ömür boyu taşımak isterdi insan o mücevheri...düştümü yollara bi bakan bidaha bakardı ....ait olduğu kalbi bilenler kıskanmadan edemedi....
birlikte bi dünya kurmuşlardı.....bu dünyaya ait diildi ne adam ne kadın ........bi rüzgar esti herşey deişti.....
30 Haziran 2013 Pazar
naber büyüdüm ben....
onca yol onca acı çocukluğumu alamadıda elimden son bi yılda büyüdüm sanıyorum....hep derdimki belki bigün yaşlanıcam ama asla büyümicem die...yalanmış... döve döve büyütüyolar adamı..elinden hiçbişey gelmiyo...ağlamaktan yaşlanıyo insan.......her doğum gününde yaşlanmadığını sadece yaş aldığımı idda eden ben...yorgunluğuma inanamıyorum şimdi...kelimeler cümleler herşey birbirine girmiş durumda beynimde..yerlerini deiştirsemde anlamlı bi cümle kuramıyorum ..cevapları bulamıyorum...gerçi doğru sorularıda soramıyorum belkide...ömrüm hep neden sorusuna cevap aramakla geçti...ruhumu ele geçirdi bu soru...cevap beklediğim insanlar kendilerine bile dürüst olmazken bana nasıl dürüst olucakalardı bende bilemedim... dürüst olmak cesaret işi bak bunu bildim...ama cesaret küçükken öğretilmiyo..aynı onurlu olmak gibi...saygı duymak gibi...kendine yapılsa ölüceni bildiğin bişeyi başkasına yapmamayı akıl edebilmek gibi..ah o kafatasının içindeki et parçasını kullanılabilr kılmak gibi....hep büyümicemi sandım ben...kıpır kıpır ..mutlu umutlu....ama sevdikleri üzülürken umutla bakamıyo hayata insan....kendi duvarlarına çarpıyo..kalkanları bi işe yaramıyo....onca kuşanılmış zırh...onca güçlü hatunum ben ayakları..yerle yeksan oluyo...bi cinayetin faili meçhulü olmak istiyosun....elini kana bulamak...insanlıktan çıkmak istiyosun.....senin ruhun kanarken onca cümle kalbine saplanmışken gülümseyerek nefes alan canlıların canını okumak istiyosun....belki ılımlı bi cümle bulur ..deliliğe vurur..neden sorusuna cevap olur diye okuduğunu anlamak istiyosun........işte böyle en sonunda düşüne düşüne deliriyosun
25 Haziran 2013 Salı
neden???
Ben kimseyi arayamadım
biliyomusun…. annemi..babamı..en yakın arkadaşımı…konuşucak kimsem
yoktu…napıcamı en bilemediğim anlarda bile kendi kendimi yemekten başka çarem
yoktu..lüksüm yoktu….sizler ortalarda savaş boyalarınız yüzünüzde beni salak yerine
koyarken….ve en acısı ben herşeyi anlıcak kdar bu hayattı yaşamış sizin etrafa
yaşattıklarınızı birebir yaşamış olurken…içim düğümden kangren olmuşken bile
kimseyi arayamadım …dicek bi lafım bi sözüm yoktu…belkide çoktu da..nasıl
söylicemi bilmiyodum… yüzüm yoktu….sizin yüzsüzlüğünüzden benim yüzüm soldu….yahu
bi söylesene sen nasıl aradın beni….
…Sana nehirler biriktirdim ben içimde
biliyomusun…..cümlelerim var kalbini kırmak isteyen..canını yakmak
isteyen….canımın nasıl yandığını gör isteyen…umrunda olmıcanı bilsemde belki bi
yanın hala insandır diye düşünen…sana okyanuslar biriktirdim ben
içimde!!!!!yüzüne hakırmak istediğim..bi dalgamla alabora etmek istediğim seni…..hergün kendimi yiyip bitirdiğim asla
iyileşemediğim…hasta olan senken…. sizken…benim iyileşemediğim…sayamadım
nekadardır napıcamı bilemiyorum ben….gözlerimin onunde olanlardan bi haber
hayatının tadını çıkarırken sen ki umrunda olduğunu da sanmıyorum zaten…..gerçekten hatırlamıyorum verdiğim savaşı
içimde…..her gün iki cümle iki cümle karalıyorum buraya kaç günde biticek hiç
bi fikrim yok bu yazı..yazı biter bitmesinede.. kaç zamanda geçer işte onu
bilmiyorum bu acı…..dilbilgisi kurallarım yok benim yazarken... senin
beenemediklerinden biriyim
bende..olmayan dilbilgileriyle birde laf sokmaya çalışıyolar diye…senin
bilmediğin şeyler biliyorum ama ben…onurlu olmayı biliyorum ..sen öyle
yazarken ‘’herşey olabilirm ama asla…….’’ Diye ben onu olmamayı biliyorum…bi
yalan üstüne kurmuyorum hayatımı..kendi bencilliğim için mahfetmiyorum kimsenin
hayatını…dilbilgisi kurallarım yok benim kırgınlığın dilbilgisimi olurmuş hem
..kızgınlığın…öfkenin…diilim biliyorum bende sütten çıkmış ak kaşık ..kimse
diil..benim sütüm çilekli…kiminin çukulatalı ...diilim benimde hatalarım oldu ..olmasın diye didindim ama...düşündüm canım yandı ama döndüm....bencillik yapmadım....yapamadım...buralardan okadar insan görünürken bunca şeyi nasıl yaptın...
insan bişeye inanmak istemiyosa eer bunu başarır..hep bi umut taşır...ve ne yazıkki insan şüpheye düştüyse....boşuna o umudu taşımamalıdır...kaç insan kaybedicem ben..kaç kişiyi daha insan sanıcam...ne kadar daha böyle salak yerine konucam..ne zaman büyücem ben ..biri bana söylesin...söz onada inanıcam...
11 Mart 2013 Pazartesi
zepin biri bigün.....
tanıştığım andan itibaren çok sevdiğim insanlar oldu benim.. ister çocukluk ister akraba ister arkadaş...tanıdığım andan itibaren çok sevdiğim..........inanmazsınız ama aslında hiçbirini hiç tanımadığımı anladığım andan itibarende sevmeye devam ettiğim...
hayat çok garip hiç beklemediiiiiin yerden hiç beklemediiin bi zamanda hiç beklemediiiin bi şekilde acıtıyo canını..seni nefessiz bırakıyo...omuzlarında taşıdığın ağırlıkmı.. beyninde seni kemiren cümlelermi..bildiklerinmi ...blmediklerinmi..kaybettiklerinmi bilmiyosun hangisi canını en çok acıtan....bilsen bi seçim yapabilsen topuzundaki canını yakan firketeyi bulmak gibi çekip çıakrıcaksın aradan ama..ya hepsiyse...hangi birini tutup çekiceksin..elinde ne kalıcak bütün acılarını içinden çektiğinde....acıların bitsin diye firkete misali atabilicekmisin sebebin olan insanalrı..darmadaaan olmaya hazırmısın saçların gibi...hazırsın belkide ama gerçekten istiyomusun bunu...sen demedinmi daha yazının başında -aslında hiçbirini tanımadığımı anladığım andan itibarende sevmeye devam ettiğim diye...
hayat çok garip bi anda inancını ters düz edip kirli bi çamaşır gibi fırlatabiliyo bi kenara..sen yenmiş tırnakların ...yalandan gülümseyen dudakların....zar zor sahip çıktığın gözyaşların ve devam etmek durumunda olduğun hayatınla yüzleşiyosun çırılçıplak bi şekilde...biliyosun zorunda diilsin...senin kıyafetin diiil bunlar ne sen yıkamak zorundasın ne sen düzeltmek zorundasın.nede giymek zorundasın..senin herşeyin katı artık düzenli.....her koyun bacak ve asılma üçleminde hiç bi köşede yerin yok...ama yapamıyosun işte.....yapsan boşversen....bi boşverebilsen..kendine boşvermeyi bırakıp azıcık etrafa boşverebilsen..ama etraf diyince boşversen diyince bile dilin yanıyo dimi senin..için acıyo yakıştıramıyosun kendıne bunu demeyi.. dışlanmış hissediysun ..sanki onları kaybedicekmiş gibi hissediyosun...belkide hç bulamadığını farketmek istemiyosun...ama biliyorum sadece iyi olsun istiyosun... herşey eskisi gibi olsun.. herkes bildiğin gibi olsun....
kimseyi üzmek için yazmadım ben bunları..zaten yazarken de en çok kendim üzüldüm...neyse günün parçası redd - sevmeden geçer zaman-şiddetle tavsiye ediyorum.....bu yazımıda balla kesiyorum....
21 Şubat 2013 Perşembe
kuzen dediğin baba yarısı .....
bu yazıların giriş kısımları hep germiştir beni...heleki yazıcam şeyler bi parçamla ilgiliyse nasıl başlarım nasıl bitirrim bilemem..hiç bi başlangıç hiç bi bitiş dilimdeki ..içimdeki eksikliği tam anlamıyla anlatamaz..hep bi eksik kelime hep bi eksik hatıra... hep bi kıyıda köşede kalmış cümle olur yazımı bitirdiğimde herkesin bilmesini istediğim..kimbilir içten içe belki kendıme saklamak istediğimden eksik kalıyodur farketmeden ..bunuda hiç bilemem
...... ...yine giden birilerinin ardından karalanmış bi yazı olucak bu...yine biraz mutsuz bi yazı...cok önce yazmak istediğim ama elimin varmadığı varamadığı..her kelime her cümle her nefesin boğazımda düğümlendiği ..belki biraz ağlaya ağlaya molalarla yazdığım biyazı....
yine giden var evimden..bu sefer yalnız kaldım...canımın canı gitti önce ..evet iyi oldu onun için..aksini söylersem taş olurum (gerçi taş gibi hatunum daha nasıl taş olucaksam hıh ) ve sonra hiç beklemediğim anda hiç düşünmediğim bi zamanda canım gitti...pılını pırtını topladı ve gittii...uzun uzun konuştu benimle gitmeden önce..uzun uzun konuşmamıştık biz hiç onla ..ölee herşeyi ...onun hayatını benim hayatımı..onu nekadar sevdiğimi .. beni nekadar sevdiğini ..hep biliyodum ama hiç duyamıştım...kim ne düşünürse düşünsün ne derse desin nasıl hissetmek isterse istesin ..bi şehri ben içindeyim diye terketmenin bu kadar zor olduğunu kimse hissettirmemişti bana bu kadar net ..diğer herşeyi çöpe atarcasna....hep benim için zor oluyodu sehir deiştirmeler..ve benim için çooook önemlı olan bi adam için bu kadar özel ve önemlı olduğumu bilmek hiç bu kadar mutlu etmemeişti beni....ama biliyorum nekadar mutsuz olsada nekadar zor gelsede ona ailesinin yanına dönmek..hersey iyi olucak güsel olucak....samsun uğurlu gelmedi onlara bana belki kimseye...bi yığın uğursuzun içinde kendini korumak zor..başkalarının mutsuzluklarının üstüne keyifle sigara yakan kahvesini içkisini yudumlayan insanar arasında kalınca temiz kalmak zor..nefes almak zor......hergün eve girdiğimde parfüm kokusunun biraz daha azalması canımı cok acıtsada...çekmecedeki çukulatalarını gördüğümde gözlerimin dolmasına engel olamasamda....onu abuk subuk hallerde basıp günlerce gülemiek olsamda....herşey güzel olucak...biliyorum...biz herzaman olduğu gibi bi şekilde buluşuruz...hep öyle olmadımı zaten.....
sevgili yazısı gibi dimi ordn bakınca...burdan giden bi cana..canıma...yeri bende her neyse..abi.. kardeş ..arkadaş ..dost...KUZEN...adı her neyse ahmet mehmet ali ÖZGÜN...yine eksik ...yine içimde kalan binbir cümleyle tamamlanamamış bi yazı işte........
...... ...yine giden birilerinin ardından karalanmış bi yazı olucak bu...yine biraz mutsuz bi yazı...cok önce yazmak istediğim ama elimin varmadığı varamadığı..her kelime her cümle her nefesin boğazımda düğümlendiği ..belki biraz ağlaya ağlaya molalarla yazdığım biyazı....
yine giden var evimden..bu sefer yalnız kaldım...canımın canı gitti önce ..evet iyi oldu onun için..aksini söylersem taş olurum (gerçi taş gibi hatunum daha nasıl taş olucaksam hıh ) ve sonra hiç beklemediğim anda hiç düşünmediğim bi zamanda canım gitti...pılını pırtını topladı ve gittii...uzun uzun konuştu benimle gitmeden önce..uzun uzun konuşmamıştık biz hiç onla ..ölee herşeyi ...onun hayatını benim hayatımı..onu nekadar sevdiğimi .. beni nekadar sevdiğini ..hep biliyodum ama hiç duyamıştım...kim ne düşünürse düşünsün ne derse desin nasıl hissetmek isterse istesin ..bi şehri ben içindeyim diye terketmenin bu kadar zor olduğunu kimse hissettirmemişti bana bu kadar net ..diğer herşeyi çöpe atarcasna....hep benim için zor oluyodu sehir deiştirmeler..ve benim için çooook önemlı olan bi adam için bu kadar özel ve önemlı olduğumu bilmek hiç bu kadar mutlu etmemeişti beni....ama biliyorum nekadar mutsuz olsada nekadar zor gelsede ona ailesinin yanına dönmek..hersey iyi olucak güsel olucak....samsun uğurlu gelmedi onlara bana belki kimseye...bi yığın uğursuzun içinde kendini korumak zor..başkalarının mutsuzluklarının üstüne keyifle sigara yakan kahvesini içkisini yudumlayan insanar arasında kalınca temiz kalmak zor..nefes almak zor......hergün eve girdiğimde parfüm kokusunun biraz daha azalması canımı cok acıtsada...çekmecedeki çukulatalarını gördüğümde gözlerimin dolmasına engel olamasamda....onu abuk subuk hallerde basıp günlerce gülemiek olsamda....herşey güzel olucak...biliyorum...biz herzaman olduğu gibi bi şekilde buluşuruz...hep öyle olmadımı zaten.....
sevgili yazısı gibi dimi ordn bakınca...burdan giden bi cana..canıma...yeri bende her neyse..abi.. kardeş ..arkadaş ..dost...KUZEN...adı her neyse ahmet mehmet ali ÖZGÜN...yine eksik ...yine içimde kalan binbir cümleyle tamamlanamamış bi yazı işte........
14 Ocak 2013 Pazartesi
IYKII DOOODUNNNN ANNEEEEEMMM
tuhaf tarihler vardır birilerinin hayatında büyük değişimlere yol açan...14 ocak sanıyorum bunalrdan biri benim etrafımdaki insanalr için ..gerçi iki değişimde bi kişiyi kapsıyo ama :) olsun her değişimde orda olmam benide bu duruma dahil eder diye düşünüyorum..14 ocak özgünle zeynonun nişan yıldönümü..bilen bilir ikisyle beraber büyüdüm ben..hani çocukluğum onlar benim denen insanlar vardır..hah tam o durum işte..... kaç yıl oldu ben bıraktım hesabını :) ama çok yıl oldu...aslında çook güseel bi çok yıl..alt alta üstüste koltuğun büyüklüğüne bakmadan dipdibe..gözgöze.(ne acıdırki bende hep aralarındaydım :D )..ikinci 14 zeynonun ilk kurs günü haytaını deiştiricek bi ilk gün.. bi ömrü deiştirmek için.....iki 14 te onun hayatınta önemlı bi tarih , dolayısıyla benimde ...gel gelelim 3. 14 e üçüncü dedime bakmayın siz aslında en birinci 14 o...her sene bu tarihlerde aynı şeyleri yazmak istiyorum..çünkü her sene aynı hissediyorum sadece dereceleri çoğalıyo...
bugün benim annemin doğum günü....çok uzun zamandan sonra geçen sene yanyana geçirebilmiştik...bu sene yine herzamanki ayrı şehirlerin anne çocuğuyuz....özlüyorum sanırım..bizim annemle birbirimizi özlememiz mucizedir aslında :) yaşlandık galiba ikimizde ınanmassınız oda bazen beni özlüyo...:))) gerçi kısa sürüyo onunki ama olsun bunada şükür ..
IYIKI DOĞDUNUZ NAZLI HANIM...SANIYORUM SİZ OLMASANIZ GEREKSİZ SİNİR HARBİMİ KİMSENİN ÜSTÜNDE DENEYEMEZDİM...IYIKI VARSINIZ TELEFONDA SAATLERCE KİM BENİ ÇEKERDİ ACEP....AVEA MÜŞTERİ HİZMETLRİNİ BENİM İÇİN KİM ARADI..KİM BANA ERZİNCAN USULÜ ÇORBAYI DİYET YAPARDI :) KİM TÜM HUYSUZLUKLARIMA RAAMEN BENİ SEVERDİ..YADA BEN KİMİ SEVERDİM BÜTÜN HUYSUZLUKLARINA RAMEN :)))
sanıyorum daha öncede buna benzer bi cümle kurmuştum....zor oluyo sanıyorum artık uzakta olmak ..bilmiyorum yakında olduğumda kolay olurmu (aynı evde yaşamaktan bahsediyorum tabi hehehe ) ama uzakta olmak zr geliyo...istediğimde kafamı sevdirememek..koltukta dizine yatıp sırtımı kaşı diyememk....evde yüz yüze dedikodulaşamamak... istiyorum istediğim zaman görebilmeyi sanırım artık..istediğin zaman bana iş yaptırmaya açalış ama bn yapmıyım istiyorum yine artık ...
AZ ÖNCEDE DEDİĞİM GİBİ İYKİİ DOĞDUN NAZLI HANIM ..BUNDAN DAHA IYI Bİ ANNE DÜŞÜNEMEZDİM :) GERÇİ DÜŞÜNMEYEDE ÇALIŞMADM ELİDEKİYLE YETINMEYI BILIRIM :))) EMİNİM SEÇME ŞANSIN OLSA BENİ SEÇEBİLRDİN DAHA KULLANIŞLISIYLA AMA SONRA ÇOOK ARADIN BENİ :p ÇOOOOK SEFİYORUM SENİİİİ.....SENİN DONDURMAYI SEVDİĞİN GİBİ ;)
9 Ocak 2013 Çarşamba
herşey güsel olsunn
vedalardan hiç hoşlanmam...çocukluğumdan beridir bu böylee...istanbula babamın işi yüzünden taşındığımdız günden itibaren dahil oldu vedalar hayatıma...ilk veda etmek zorunda kaldığım ve çok üzüldüğüm insanalr özgün ve annesi türkan teyzemdi...onalrı her görmeye gidişimizin dönüşünde beni inanılmaz bi kalp kırıklığı neden gitmek zorunda olduğumuzu anlayamama hali..ve peşi sıra boğuk hıçkırıklarla bezenmiş katılmaylaa son rötuşu yapılmış bi ağlama silsilesi alır giderdi.....böyle böyle küçüklüğümden beri bi şekilde hayatımda oldu vedalar...kimisi iyi geldi kimisi hiç gelmedi...kimisi olmalıydı kimisi çok erkendi...şuanda içinde olduğum veda aslında en güzeli en verimlisi...bizim evdeki sarışın gitti...hemde aşçı olmaya o minicik boyuyla minicik elleriyle dahada güzel mamalar yapmaya...ama sanki parçam gitti..çocum olsa bu kadar üzülürdüm sanki...yine aynı sulugözler..boğazda ince bi düğüm..yalandan bir gülümseme..sümüklerde bi akışkanlık arasında ellerimizi veda için salladık bu sefer kavuşma zamanına kadar...
ıyı olucak biliyorum herşey....aynı kalırmı bilmem taşlar ama daha iyi olucak biliyorum aynı kalmasadaa ..olması gerektiği gibi ....gerçekten yerli yerinde..yerleşmesi gereken yerde....herşey güsel olsun senin için minik sarışın...sonnada yuvana ve bize geri dön...
8 Ocak 2013 Salı
ölesine yazılan bi seri cümle daha....
ben yazmayı seviyorum aslında..hani yazdıklarım herzaman anlık gelişimleri diil haaytımın...zamanında içimde tuttuklarım...kovaladıklarım..zamanla oluşmuş..oluşamamış..oluşmadan dalından koparılmış..hani nası desem bu yazıda bahsedilen yer zaman ve duygular gerçek diildir ve bi okadar da gerçektir...
31 yaşındayım (hassittir) ve yaşadıkalrıma insanalrın yaşadıklarına ve okudukarıma dayanarak söylüyorum insanlar kör...kalbiyle gören gözünü kullanmıyo gözüyle gören kalbini kullanmıyo ikisindende kullanan bocalayıp duruyo...her yaşayana kendı derdi çok...asla düşünmüyo acılar çektiğini düşnürken kimleri acı içinde bıraktığını....en çok o acı çekiyo en çok tanrıya onun ihtiyacı var..herkes onu duysun ..her kapı ona açılsın istiyo..sanıyoki bıçak bitek onu kesiyo....söylicek çok sözüm var aslında yeri yurdu belli olan bi o kadarda bellı olmayan..üstüne alınıcakalrın utanıcağı alınmıcakların tanrıya havale bırakılıcaağı alakası olmayanların kulana küpe yapıcaa :) ama değmesi gerek ya biyerde bi uğraşının ...değmez insanlarla boğuşmaya gücüm yok..yerse yemezse meselesi diil aslında hayat yer de yedirirde...bugün ben yediririm yarın biri bana yedirir haklıysa oturur afiyetle yerim utanmam...ama iştesi var işte :)...bunun erkeği kadını yok...aşk diiil burda söz konusu olan hemen bi taraflara yormayın..birilerine atmayın cümleleri ...insanlık sadece..içinden aşkta geçebilir başka şeylerde ama ana konu insan olmak sade-ce....zor işler bunlar her babayiğitin her hatun kişinin altın kalkamıca elini kalbine koyup farkındalığını arttıramıcağı..hadi arttırdı diyelim..bu farkındalık sonucu zor da olsa herşeyi olması gerektiği gibi kılamıııcağı....bencilliğe yer yok insan olabilme çabasında.....