onca yol onca acı çocukluğumu alamadıda elimden son bi yılda büyüdüm sanıyorum....hep derdimki belki bigün yaşlanıcam ama asla büyümicem die...yalanmış... döve döve büyütüyolar adamı..elinden hiçbişey gelmiyo...ağlamaktan yaşlanıyo insan.......her doğum gününde yaşlanmadığını sadece yaş aldığımı idda eden ben...yorgunluğuma inanamıyorum şimdi...kelimeler cümleler herşey birbirine girmiş durumda beynimde..yerlerini deiştirsemde anlamlı bi cümle kuramıyorum ..cevapları bulamıyorum...gerçi doğru sorularıda soramıyorum belkide...ömrüm hep neden sorusuna cevap aramakla geçti...ruhumu ele geçirdi bu soru...cevap beklediğim insanlar kendilerine bile dürüst olmazken bana nasıl dürüst olucakalardı bende bilemedim... dürüst olmak cesaret işi bak bunu bildim...ama cesaret küçükken öğretilmiyo..aynı onurlu olmak gibi...saygı duymak gibi...kendine yapılsa ölüceni bildiğin bişeyi başkasına yapmamayı akıl edebilmek gibi..ah o kafatasının içindeki et parçasını kullanılabilr kılmak gibi....hep büyümicemi sandım ben...kıpır kıpır ..mutlu umutlu....ama sevdikleri üzülürken umutla bakamıyo hayata insan....kendi duvarlarına çarpıyo..kalkanları bi işe yaramıyo....onca kuşanılmış zırh...onca güçlü hatunum ben ayakları..yerle yeksan oluyo...bi cinayetin faili meçhulü olmak istiyosun....elini kana bulamak...insanlıktan çıkmak istiyosun.....senin ruhun kanarken onca cümle kalbine saplanmışken gülümseyerek nefes alan canlıların canını okumak istiyosun....belki ılımlı bi cümle bulur ..deliliğe vurur..neden sorusuna cevap olur diye okuduğunu anlamak istiyosun........işte böyle en sonunda düşüne düşüne deliriyosun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder